29 Ocak 2013 Salı

Beyaz Siyah


Dar bir odada oturuyorduk . Sağ tarafımdaki koltukta günahlarımı yazan meleğim gibi her şeyimi anlattığım arkadaşım oturuyordu . Karşımdaki masada kalbimin sahibi olan adam cenazede okuyacağı metni yazıyordu . Merdivenleri tırmanarak odama çıktım . Kapımı bir katilden kurtulmuş gibi kapattım . Pencereme doğru ilerledim . Perdemi açtığımda cenaze için tüm hazırlıkların bittiğini gördüm . Siyahlara bürünmüş sahte kişilikli insanlar evimin önünde toplanmışlardı . Giyindim . Yatağıma oturdum ve ölenin kim olduğunu bilmediğim halde aynayla yüzleşerek ağladım . Beni kimin öldüğünü bilmediğim bir cenazeye sürüklüyorlardı . Dar ağacına gitmeden önce beni asacakları ipi ilmekliyor gibi hissediyordum . Odamdan çıktım . İlmeğimi atmıştım ve merdivenleri büyük bir asaletle iniyordum . Dışarıda her şey siyahtı . Çocuklar anneleri babaları arabalar  . . Her şey . Bir zencinin rüyasındaymış gibi hissettim . Sahtelikle kaplı insanların arasından geçerek arabama bindim . Karaktersizlik abidesi insanların demire bürünmüş atları yavaşça hareket etti . Arkaya doğru baktığım da cenaze aracını gördüm . Tabut çok küçüktü . Acaba ölen bir çocuk muydu ? Cevap içimdeydi hissediyordum . Siyah beyaz otların olduğu bir yerden geçtik . Sağda Tanrının oğlu İsa solda yüce Meryemin heykellerinin olduğu kapıya gelince herkes atlarından indi . Cenazenin en yakını olarak en önden yürümem gerekiyordu . Arkamdaki sahteliklere meydan okuyarak yürümeye başladım . Mezarlıktaydık . Cenaze arabasından tabutu indiriyorlardı . Bir bebeğin bile sığamayacağı kadar küçük olduğunu fark ettim. Kazılmış mezara tabutu koydular . Kalabalığı yararak mezarla ayağım arasında bir karış kalana kadar ilerledim .   Kalbimin sahibi adam elindeki kağıdı bana verdi . Bana vermemesi gerekiyordu . Konuşmayı o yapmalıydı . İstemeyerekte olsa kağıdı aldım . Kurdeleyi çözdüm ve içimden okumaya başladım .  Okuduklarımın etkisiyle bir iki adım geriye tökezledim. Orada yatan benim en yakınımmış gerçekten . Kalbim . Sevdiğim adam kalbimi öldürmüştü . Kalbimle birlikte kendisinin de öleceğini bile bile . .  Elimdeki gülü mezara bıraktım . Aptallar ordusu kıyametten kaçar gibi arkalarını dönüp gittiler . Kalbim için artık yapacağım bir şey kalmamıştı . Yığılı olan topraktan bir tutam aldım ve mezara fırlattım . Kalbim ölmüştü . Onu gömmüştüm . Beni asacakları ipin ilmeğini atsam canım daha az yanardı . Bardağın dolu tarafı diye bir şey vardır ya hani . Kalbim öldüğüne göre acı çekecek bir aşkım da yoktu artık . Kalbimle birlikte sevdiğim adamı da gömmüştüm . Arkamı döndüm ve o sıradan insanların peşine takılarak hiç hayal edemeyeceğim yeni ve sıradan hayatıma merhaba demek üzere yürüdüm . .

15 Ocak 2013 Salı

İki Adam



Gecenin gündüzü ayın güneşi yuttuğu vakitte , sarı ışıkla aydınlanmış  bankın üzerindeydiler . Gece ağlıyorcasına kar yağıyordu . Elleri cehennemin kapısıyla kilidi gibi birbirine kenetlenmişti . Hiç ayrılmıyorlardı . Gece daha çok ağlamaya başlayınca diğer elleri de cennetin kapısı ve kilidi gibi birbirine kenetlendi . Arzunun tanrısı olan dudaklar birbirleri için yanıyorlardı .  İkisi de tanrıya direnemediler . İki yarım ,  bir tam olmak için yavaş yavaş yaklaşıyordu . İki tanrı birbirlerini yiyorlardı , ancak içlerinde ki açlık hala bitmemişti . Tanrılar ayinlerini tamamlamıştı . Ayrıldılar . Anahtar olan eller artık cennetin tümseği olan yanaktaydı . Birbirine kenetlenen gözler ve oynayan dudaklarla onların ayini devam ediyordu . Dudaklar ezberlenmiş bir dua gibi konuştu :

- Benim ol çocuk .